mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mizah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ağustos 2009 Pazar

"Türk Mizah Basını ve Merzifon" İlk mizah dergisi Diyojen'in ilk resmi "eşek kulaklı Teodor Kasap"


"Türk Mizah Basını ve Merzifon"

Mizah basını logoları1860, Batılı anlamda ilk Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval'in yayımlandığı tarihtir. Yine Batı örneği ilk mizah gazetesi DİYOJEN ise bu tarihten tam 10 yıl sonra, 1870'de İstanbul'da okurları ile tanışır.

Peki, Trabzon'da basının tarihsel gelişimi nasıldır? Bu gelişme içinde mizah gazetelerimizin durumu nedir?
Mizah olgusunun insan yaşamında vazgeçilmez bir yeri olduğu inkâr edilemez. Ciddiyet kadar, mizahın da vazgeçilmezliği anot - katot kutuplar gibidir Biri, diğeri olmadan değer taşımaz da ondan...

Ulusal basın içinde mizahımızın tarihsel gelişimini incelerken kaynak azlığı gibi zorlukları aşmak kolay olmadı. Hele bu konu Trabzon için bambaşka güçlükler ve de yokluklarla dolu. Buna karşın yine de bulabildiğimiz kaynaklardan yarına ışık tutabilecek bir dosya hazırlayabildik. Bu noktada özellikle Trabzon basını üzerindeki titiz incelemelerini yıllardır sürdüren Sayın Arslan Pulathaneli'den, dergimizde yayımlanacak bu yazı konusunda ilgi ve yardım gördüğümüzü teşekkürlerimizle bildirmek istiyoruz. Buna karşın yine de eksiklerimiz olabilir. Bunlar, daha sonraki araştırmalarda giderilirse elbette sevinç duyarız.

KIYI


Mizah Basınımız Ve Trabzon'da Karikatür

Hikmet Aksoy

Osmanlı Devleti 1839'da ilan ettiği Tanzimat Fermanı ile 'Batılı sistem'e geçerken, yönetimsel ve sosyal alandaki değişimleri de resmen kabul etmiş bulunuyordu. Bu, 'yenilikler'e açılan bir kapı idi o zamanki toplumsal yapı için... Nitekim basın alanında da pek çok yeniliklerin girmesi bekleniyordu açılan bu yeni kapıdan.

Osmanlı aydını, halkı uyaracak ve devleti gerekli alanlarda hizmete yöneltecek - batıda örneği çokça olan - fikir gazetelerinin yokluğunu görerek, bu konuda arayış içine girdi. Agâh ve Şinas Efendiler işte bu amaçla 1860 yılında TERCÜMAN-I AHVAL gazetesini kurdular, ilk sayısı 21 Ekim 1860 günü yayımlanan bu gazete, Batıdaki örnekleri gibi görevini yapan ve böylece kamuoyu oluşumuna çalışan ilk örnek oldu basın tarihimizde.

Tanzimat devrinin son on yılı içinde basın alanında görülen yeniliklerin bir değişik yönü de mizah gazeteleridir. Diyojen ve diğer örnekler
Diyojen
İlk mizah gazetemiz DİYOJEN (1870)kabul edilirse de daha önce bu alanda "TERAKKİ gazetesi 'Letaift Asar' adıyla haftanın Salı ve Cuma günleri mizah eki veriyordu. Yirmi para karşılığında satılan bu mizah ekleri TERAKKİ gazetesi aboneleri için ücretsizdi. Önceleri içeriği çekici olmayan bu mizah ekleri sonraları Batıdaki örnekleri gibi resimlerle mizah yapmaya özen gösterince ilgi toplamaya başladı. 1870'de 'Terakki Eğlence' adıyla ve yeni sıra numarası İle verilmeye başlanan bu mizah ekleri, Cuma günleri büyük boyda resimli; Salı günleri ise daha küçük, resimsiz olarak yayımlandı."

1870 yılında ASIR gazetesi de küçük boyda bir eğlence eki vermeye başladı. Tüm bu gayretler mizah gaze-telerine, başka bir anlatımla siyasi mizah gazetelerinin yayımlanmasına ortam hazırladı.

Gerçek anlamda siyasi mizah gazeteciliğimiz 1870'de DİYOJEN'le başlar. Bu gazetenin kapatılmasıyla aynı işlevi 1873'de ÇINGIRAKLI TATAR üstlenir, onun da kapatılması sonucu HAYAL yayımlanır.

İlk karikatürTeodor Kasap adlı Kayserili bir Rum tarafından yayımlanan Diyojen, aydın çevrelerde ilgiyle karşılanmış, kısa sürede aranan ve okunan bir gazete olmuştu. Diyojen'in başında nükteli yazılarıyla ün salan Âli Bey bulunuyor, ancak tüm yazılar Teodor Kasap'ın denetiminden geçiyordu. Diyojen'i yayımlamadan önce bir süre Fransa'da kalan Teodor Kasap, yurda döndüğünde İstanbul'da Âli Bey, Namık Kemal ve arkadaşlarıyla tanıştı ve onların da önerileriyle Diyojen'i çıkardı. O tarihlerde Osrfıanlı tahtında Abdülazlz bulunuyordu. Diyojen'de çıkan kimi yazılar Sultan'ı çok öfkelendiriyordu. Sonunda 1873 yılında Diyojen'i kapattı ve Teodor Kasap'ı hapse attırdı. Kayseri'den gelen babası Teo-dor'u kefaletle cezaevinden kurtardı. Artık Diyojen'i çıkaramayan Teodor Kasap Fransızcadan çeviriler yapmaya başladı. Moliere'nin 'Evare' adlı piyesini 'Pinti Hamit' adıyla Türkçe'ye uyarladı ve bastırdı. 'Pinti Hamlt' çok beğenildi ve tutuldu. Herkes, eserin adıyla Şehzade Abdulhamit'in kastedildiği inanandaydı. 1876'da Abdulhamit tahta çıkınca Teodor Kasap Avrupa'ya kaçmak zorunda kaldı. Daha sonraları yurda dönünce HAYAL adlı yeni bir mizah gazetesi yayımladı. HAYAL, 4 Ağustos 1876'da "kişileri yerdiği" gerekçesiyle kapatıldı.

Share/Save/Bookmark




25 Ağustos 2009 Salı

Merzifon ve Eşşek neden birlikte anılır? Tarihsel bir izah..(Eşşek dergisi, Merzifoni vs, Baha Tevfik) Viyana hezimeti vs Balkan Hezimeti

“EŞŞEK” DERGİSİ


Meşrutiyetin ilânından sonra, oluşan hürriyet ortamı içinde Osmanlı toplumunda peş peşe gazete ve dergiler yayınlanmaya başlar.


Meşrutiyetten sonra Baha Tevfik (1881–1916) tarafından yayınlanan mizah dergilerinden en ilginci de, 1910 yılında yayınlanmaya başlayan “Eş şek” ismindeki mizah dergisidir.


Eski yazıda, “Eşek” kelimesindeki (ş) harfinin tam manasıyla çifteli olarak “eşek” okunması için “şedde” denilen bir işaretin kullanılması gerekirdi. Onun için, 1910 da çıkan “Eşek”, şiddetli eşektir.


Eskiden bir insanın bilgisizliğini, ahmaklığını abartmak ya da tam olarak anlatabilmek için:


“-Şiddetli eşektir” derlerdi.


“Eşek” dergisinin ilk sayısı, 16 Teşrinisani (Kasım) 1326 da çıkmıştır.


Gazetenin başında imtiyaz sahibi, yani şimdiki “sorumlu yazı işleri müdürü dediğimiz kişiler şöyle belirtilmişti:


Sahibi imtiyaz: Merzifonî , Müdiri mesul: Halil”


Merzifoni, bilindiği gibi, Merzifonlu demektir.


Merzifon da "marsıvan eşeği" (İngilizcesiyle "marsovan jack", "marsovan donkey") namlı cins eşekleriyle tanınmış bir yerdir.


Gazetenin idarehane adresi olarak da şu beyit yazılmıştır:


“Babıâli Caddesindedir ahır,

Numro dörttür, iş düşerse gel anır”.

Notaya muafık her türlü anırtı kabul edilir.

İnsanlara ders-i edep verir. Sahiplerinin eşekliği tutunca neşrolunur, muti, mütehammil ve beynelmilel hayvan gazetesidir”.

Sermuharriri (başyazarı) Kıbrısî Don Kişot.

(Kıbrısında malum Karpat eşekleri meşhurdur. Ondan Kıbrısi demektedir)

Müdir-i edebî: Çimenderzade Faik.

Heyet-i tahririye (yazı kadrosu): Topal eşek, tırnağı karıncalı eşek, kaba kulak.


“Eşek” adı altında 16 sayı çıkabildikten sonra, mizah dergilerinin hemen hemen hepsinin başına gelen akıbet “Eşek”in de başına gelmiş kapatılmıştır.


Esasen “Eşek” ismiyle bir gazete imtiyazı almak da o zaman kolay olmamıştır.


Gazete sahipleri de sansür heyetinin bu isimde gazete neşrine müsaade etmeyeceklerini bildiklerinden bir hileye başvurmuşlardır.


Eski yazıda, eşek ile "gözyaşı" anlamına gelen “Eşk” diye imtiyaz vermiş, sonra kelimenin üzerine bir şedde koyarak gazete, “Eşşek” adı ile çıkarılmıştır.


“Eşek” gazetesi 16 sayı sonra kapatılınca, gazetenin sahibi bu sefer (Malûm) adı ile yeni bir imtiyaz alıp “Eşek”i bu sefer (Malûm) adı ile yeni bir gazete başlamıştır.


“Malûm” un başlığında şöyle bir resim vardı: Bir masa, arkasında bir eşek… Masanın üstünden, eşeğin yalnız iki uzun kulağı görünüyor.


Şüphesiz, eşeği ne kadar gizlerse gizlesinler, “Malûm” da “Eşek”in akıbetine uğramış, birkaç sayı sonra kapatılmıştır.


Ne hazindir ki, sansürün, yasağın, baskının, hür düşüncenin olmadığı ülkelerde yaratıcılık da böylece köreltilmiş oluyor.


“Eşek” in ilk sayısında, başyazı yerine çıkan şu fıkra da ilginçtir:


“İLK ANIRTI: Gayet açık fikirli bir zat, bir gün bir arkadaşına demiş ki:


—Yahu, bir oğlum doğarsa, ismini eşek koyacağım.


Arkadaşı cevap olarak:


-Tuhhaf!.. Dünyada bu kadar isim varken, eşek ismine ne lüzum var?


O zat da cevap vermiş:


-Evet lüzum var. Çünkü bu memlekette büyük adam olmak için eşek olmaktan başka çare yok.

“Eşek” dergisinde çıkan bir manzume aynen şöyle:

“Vay mübarek yine dörtnala şitadan geldi,

Gemi ağzında, param parça küheylan geldi,

Yık, dağıt, her ne dilersen onu yap hiç korkma,

Artık âlemde uğursuzlara meydan geldi!

Üç buçuk yılda dokuz ay seni ancak gördük.

Üst yanı eski devirden bile zindan geldi.

Kaynak: Ustura Dergisi (Günaydın) sayı: 19 sf: 14–1

Aşağıdaki, Baha Tevfik’in (1881–1916) çıkardığı “Eşek” dergisinin sayfalarında o zamanki dört sayfanın görünümünü sunuyoruz.(Üste de genç yaşta, 35 yaşında ölen Baha Tevfik görülüyor) Gerçekten, dergide bulunan resimler de, yazılar da, günümüzde bile zor bulunacak nitelikte çok ilginç. Demek ki, sansür belâsı olmasa insanımızın mizah ve yaratma gücü eşsiz.


Ne yazık ki, hoşgörüsüzlük ve sansür baskıları, edebiyat, mizah, resim, heykel gibi sanatlardaki yaratma gücünü azaltmış, engellemiştir.

Bu ilginç resimleri içeren Eşşek dergisi, günümüzdeki politikacıları taşlayarak yayınlansa idi, kim bilir kaç dava açılırdı.


Zaten günümüzdeki karikatüristler, yazarlar, çizerlerimiz hakkında peşkeşe davalar açılmıyor mu?


İşte bağnazca baskılar yüzünden, Osmanlıda ilk mizah dergisi Diyojen, 1870 yılında bir Osmanlı aydını olan Ermeni asıllı Teodor Kasap tarafından çıkarılmıştır.


Dede Korkut, Nasrettin Hoca, İncili Çavuş, Bekri Mustafa, Tuzsuz Deli Bekir; gibi nice mizah ve felsefe kültünün köklerinden gelmemize karşın, günümüz siyasetçileri, mizah ve karikatüre hoşgörüsüz davranıyorlar, bu tür karikatüristler, yazarlar hakkında yüklü miktarda tazminat davaları açıyorlar.


Bu durum da sanatçıların, yazarların yazma, çizme şevklerini kırmaktadır.


Mizahçılara karşı hoşgörülü olmalıyız ki, onların yaratma gücü artmış olsun.


Oysa bizde Özal ve Avrupa’daki siyasetçiler hakkında daha galiz karikatürler yayınlanmakta, onlar bu konuda çok daha hoşgörülülerdir.


Aşağıda eşşek dergisinden alınmış dört sayfada ilginç resimleri görülüyor:


(Bu eşek dergilerinin orijinalleri Millî Kütüphanede özel korumalı kitaplarla okunmakta, okuyucuya verilmemektedir).


Aşağıda “Eşsek” dergisinden alınmış dört sayfada ilginç resimleri görülüyor:

Yukarıda eşek gazetesinden alınmış sahifeler görülmekte. Günümüzde bile böyle bir mizah dergi veya gazetenin yayınlanması o kadar kolay değil. O devrin politikacıları her sayfada eşeğe benzetilmekte. Günümüzde ise, kediye benzetti diye karikatürcüler hakkında peş peşe davalar açılmıştır. Mizaha hicve ne kadar hoşgörülü olursak, mizahçılarımız, sanatçılarımız o denli daha fazla yaratıcı alacaklardır.




NEYZEN’DEN “EŞŞEK” GAZETESİNDE MÜLAKAT: “SÖVME HÜRRİYETİ” gibi garip iddialarda vardır.


9 Ağustos 1912 günlü “Eşsek” gazetesinde “sövmek” üzerine bir anket açılır.

Neyzen Tevfik(1879-1953) ankete şu cevabı verir: “Küfür lisanın tuzu biberidir. Sövmek müsekkin-i asaptır. Bazı kimseler, bilhassa matbuat sövmenin fena olduğundan bahsediyor. O büyük adamdır, sövülür mü? Diğeri küçük sövme cahildir. Sövme o ihtiyardır, sövme kadındır… O halde kime sövmeli? Sövme hürriyet olduğu gibi, sövme müsavatı da olmalı. Herkes bi kaderi imkân sövmelidir”.

Kaynak: Türk Edebiyat Tarihi Cilt:4 Sf:53









Share/Save/Bookmark